Obezite

Obezite tedavisi olan bir rahatsızlıktır.
Obezite rahatsızlıkları alanında uzman hekimlere sahip olan Yaşam Hastaneleri; her hastasının sağlıklı bir yaşama kavuşması için üst düzey tedavi yöntemleri uyguluyor.

OBEZİTE CERRAHİSİ NEDİR?

Obezite kişinin sağlıklı kilo sınırını aşarak, sağlığını ciddi ölçüde tehdit edecek bir kiloya ulaşması ve aşırı kilodan dolayı günlük rutin işlerini göremeyecek hale gelmesidir. Obezitenin fiziksel aktiviteleri sınırlandırmasının yanı sıra kişiler üzerinde oluşturduğu psikolojik baskılar da oldukça fazladır. Günümüz toplumlarında aşırı kilolara karşı bir hassasiyet bulunmakta ve ne yazık ki toplumun bazı kesimleri aşırı kilolu insanları dışlamaktadır. Böyle tepkilere maruz kalan bireyler içlerine kapanarak kendilerinden uzaklaşıp, psikolojik bir çöküntü içerisine girebilirler. Bu örnekler hem ülkemizde hem de dünya medyasında giderek artan haberlerle karşımıza çıkıyor.

Fazla kilolar kişinin fiziksel aktivitelerini sınırlandırmasının yanı sıra kalp - damar hastalıklarından karaciğer rahatsızlıklarına kadar birçok hastalığa neden olmaktadır. Bu yüzden belirli kilo sınırı aşıldığı durumda bir uzmandan yardım alarak tedavi sürecine bedende daha fazla yıkım olmadan başlanması gerekmektedir. Aksi takdirde fazla kiloya bağlı sağlık sorunları ilerlediği zaman ne yazık ki geri dönüşü olmayan bir sürece girilmesi kaçınılmazdır.

OBEZİTENİN NEDEN OLDUĞU HASTALIKLAR

Obezite; vücut sistemleri (endokrin sistem, kardiyovasküler sistem, solunum sistemi, gastrointestinal sistem, deri, genitoüriner sistem, kas iskelet sistemi) ve psikososyal durum üzerinde yarattığı olumsuz etkilerden dolayı pek çok sağlık problemlerine neden olmaktadır. Obezitenin çeşitli hastalıklarla ilişkisi bilinmekte olup morbidite ve mortaliteyi artırıcı etkisi de ortaya konulmuştur. Fazla kilolu olma durumu Avrupa’da her yıl 1 milyondan fazla ölümün sorumlusudur.

Sadece Obeziteden Kurtularak Aşağıdaki Hastalıkların Riskini Azaltabilirsiniz.

Obezite; vücut sistemleri (endokrin sistem, kardiyovasküler sistem, solunum sistemi, gastrointestinal sistem, deri, genitoüriner sistem, kas iskelet sistemi) ve psikososyal durum üzerinde yarattığı olumsuz etkilerden dolayı pek çok sağlık problemlerine neden olmaktadır. Obezitenin çeşitli hastalıklarla ilişkisi bilinmekte olup morbidite ve mortaliteyi artırıcı etkisi de ortaya konulmuştur. Fazla kilolu olma durumu Avrupa’da her yıl 1 milyondan fazla ölümün sorumlusudur.

MİDE KÜÇÜLTME AMELİYATI KİMLERE YAPILIR?

Tüp mide ameliyatı boy ve kilo oranı hesaplanarak tehlike sınırını aşmış aşırı kilolu kişilere yapılmaktadır. Operasyon öncesinde hastalar çeşitli sağlık kontrollerinden geçerek ameliyat için uygun olup olmadıkları belirlenir. Kilo sınırı ve sağlık sorunları göz önüne alınarak kriterlere uyan hastalar mide bypass ameliyatı olabilir, sağlıklı ve hızlı kilo verme süreçlerini başlatabilirler.

Değer Aralığı Sonuç.

18,5 kg/m²'nin altında olanlar
Zayıf
18.5 – 24,9 kg/m² arasında olanlar
Normal Kilolu
25 – 29,9 kg/m² arasında olanlar
Fazla Kilolu
30 – 39,9 kg/m² arasında olanlar
Obez (Şişman)
40 kg/m²'nin üzerinde olanlar
İleri Derecede Obez

Beden kitle indeksinin yanı sıra bel çevresi ölçümü de, obezite tehlikesinin düzeyini belirlemede kullanılıyor. Ayrıca yağ dokusunun basit bir depolama şekli olmadığı, aynı zamanda tüm sistemleri etkileyen hormonal ve kimyasal maddeler salgıladığı da biliniyor. Bu salgılar, obezitenin daha da ağırlaşması yönünde etki gösteriyor ve iştahı arttırırken doyma sınırını da ileri itiyor. Yağ dokusunun vücudun neresinde toplandığı da oldukça önemlidir. Göbek çevresindebiriken yağ, basenlerde ve kalçalarda birikenden daha tehlikeli olduğu kabul ediliyor. Bu nedenle, elma tipi kilolu hastaların armut tipi şişman hastalara oranla özellikle kalp hastalıklarına yakalanma riski daha fazla. Kısaca, erkeklerde bel çevresi 94 cm'yi geçerse artmış risk, 102 cm'yi geçerse yüksek riskten; kadınlarda ise bel çevresi 80 cm'i geçerse artmış risk, 88 cm'i geçerse yüksek riskten söz edilmektedir.

İlk etapta yapılan bu ölçümlerin dışında, metabolizma hızı ölçümü ve detaylı vücut analizleriyle kişinin obezite sorunu hakkında daha ayrıntılı bilgi elde edilmektedir.

Yapılan araştırmalara göre, Türk erkeklerinin dörtte birinde (%25), kadınlarının da yarıya yakınında (%44) obezite belirlenmiştir. Bu oran 10 yıl önce daha az iken günümüzde erkeklerde iki kat artmış, 50 yaş üzeri kadınlarda da %40'tan %50'ye yükselmiştir. Morbid obezite kavramını kişiyi karşı karşıya bıraktığı riskler neticesinde, ölümcül problemler doğurabilen ve dolayısı ile yaşam süresini de kısaltan düzeyde aşırı kiloluluk olarak da tanımlayabiliriz. Bu derecede kilolu olan kişiler tüm diyet ve önlemlerle de kalıcı olarak kilo veremiyorlar ise, ki bu durum çok nadir görülse de hastaların ancak % 2-3 ‘ünde başarılı olabilmektedir. Bu yüzden hastaların ameliyat edilmeleri zorunlu olmaktadır.

VÜCUT KİTLE İNDEKSİ (VKİ) NEDİR?

Vücut kitle indeksi (VKİ), kilonuzu boyunuzun metre cinsinden karesine böldüğünüz zaman ortaya çıkan rakamdır.

Vücut Kitle İndeksi (VKİ)=
Ağırlık(kilo)

Boy(metre) x Boy(metre)

Diyelim ki ağırlığınız 100 Kg ve boyunuz 180 cm . Bu durumda VKİ = 100/1.82, yani 100/ 3.24 ve sonuç: 30.8 . VKİ’ niz bu durumda kabaca; “31” ‘dir. Dünya sağlık teşkilatına göre VKİ nin 20-25 arasında olması “normal”, 25-30 arasında olması “kilolu”, yukarıdaki örnekteki gibi 30-35 arasında olması obez ya da “şişman”, 35-40 arasında olması “tip II obez”, 40’ın üstünde olması ise “morbid obezite” yani hastalık kabul edilecek düzeyde şişman olmak anlamını taşır.

20-25
Normal
25-30
Kilolu
30-35
Obez
35-40
İleri Obez
40 ve üstü
Morbid Obez

Aşırı kiloluluk (kaldırılan kelime : şişmanlık ) belli bir aşamadan sonra o kişide şeker hastalığına ve hipertansiyona neden olur ve bu komplikasyonlar “morbid” obezlerde çok erken yaşlarda ortaya çıkarlar. Obeziteye bağlı gelişen bu yandaş problemlere tıpta “comorbidity” denilmektedir. Bilindiği gibi günümüzde birinci ölüm nedeni halen damar sertliğidir. Damar sertliği, gerek şeker hastalığı gerekse hipertansiyon damar sertliği gelişimi açısından en önemli risk faktörüdür. Dolayısı ile morbid obezler, eğer tedavi edilmezler ise, yaşdaşlarına göre çok daha erken zamanda damar sertliği ve buna bağlı oluşabilen ; kalp krizi (enfarktüs) ya da inme (stroke) gibi nedenlerden yaşamlarını yitirmektedirler.

“Tedavi edilmezlerse” ifadesinin kullanılmasının nedeni, iyi bir haberin olmasına işarettir. Çünkü morbid obezite; irade, diyet ve önlemlerle sıklıkla çözülemese de artık günümüzde bir dizi laparoskopik yani “kapalı” ameliyatla morbid obezite tedavisi mümkündür. Tıpta “bariatrik cerrahi” olarak bilinen ve aşırı kiloluğu giderici cerrahi girişimler olarak tanımlayabileceğimiz bu ameliyatlar sanıldığından çok daha az riskleri olan ancak hayat kurtarıcı, yaşamı uzatıcı müdahalelerdir. Bu nedenle bariatrik cerrahi, hastayı maruz bıraktığı risklere karşı tüm dünyada çok aktif ve sıklığı giderek artan biçimde uygulanmaktadır. Çünkü aşırı kiloluğu gidermenin yanı sıra , başta Tip II şeker hastalığı ve hipertansiyon olmak üzere diğer yandaş problemlerin de düzelmesini sağlayan ve hastanın ömrünü uzatmanın yanı sıra yaşam kalitesini de düzelttikleri kanıtlanmış girişimlerdir. Günümüzde A.B.D.’ de de en sık yapılan ikinci laparoskopik ameliyatlar safra kesesi ameliyatlarından sonra bariatrik girişimler olmuştur.

MORBİD OBEZİTE NEDEN TEHLİKELİDİR?

Aşırı Kiloluluk ya da Morbid Obezite Neden Hayatı Tehdit Ediyor ?

Obezite hastalarında başta meme, kolon (kalın barsak) , pankreas  ve böbrek olmak üzere bazı organ kanserleri de görülmektedir. Safra kesesi taşları ve bunlara bağlı sıkıntılar obezlerde ortaya çıkmaktadır. Ayrıca kadınlarda da doğurganlıkların azalması,  polikistik over sendromu, katarakt oluşumu,  bel ve diğer ortopedik problemler, varis, çeşitli fıtıklar daha fazla gözlenmektedir. Tip II şeker hastalığı ve hipertansiyonun ötesinde çok erken yaşta ciddi diz problemleri, idrar tutma zorluğu, ürolojik problemler, solunum sıkıntıları, uyku apnesi gibi ciddi problemler de obezite hastalarının yakasını bırakmaz. Çok genç yaşta günlük gereksinimlerin bile yardım almadan yapılamaması üzücü bir durum haline gelir.  Zamanla obezite hastaları günlük basit ihtiyaçlarını ve hatta kişisel temizliklerini sağlamakta bile başkalarının yardımına gereksinim duyarlar. Bunlar bile hastalarda ciddi depresyon ve sosyal izolasyon duygusunun yerleşmesine yetebilmektedir.

OBEZİTE HASTALARINDA UYGULANAN
DİYETLER NEDEN ÇOK BAŞARILI OLMAMIYOR?

Obezite için birincil tedavi, düşük kalorili bir diyettir. Obezite cerrahisine aday kişilerde öncelikli olarak en az 2 diyet girişiminde bulunmuş olma şartı aranmaktadır. Diyetlerle sağlanan kilo kaybı ne yazık ki uzun süre muhafaza edilememektedir. Diyetler vücutta geri kilo alımına ve biyolojik tepkilere neden olabilmektedir. Kişi diyete başladığında bir kilo vermeye başlar ve belli bir direnç noktasında takılır. Bunun nedeni enerji dengesinin (metabolizma) etkilenmesidir. Kişi düşük kalorili diyetle kilo verdiğinde vücut açlıkta olduğu düşüncesiyle enerji tüketimini azaltır. Bu durum kilo vermeyi sürdürmek için daha az kalori almayı gerektirir. Ayrıca düşük kalorili diyet, yemek yeme arzusu gibi iştahı düzenleyen mekanizmaları, uzun dönemde harekete geçirir. Bir noktada bu direnç kırılır ve kişi verdiği kiloların hepsini kısa dönemde geri almakla kalmaz, hatta kilo seviyesi daha üst seviyeye çıkar. Buna yoyo sendromu denir. Yapılan araştırmalar diyetlerle kalıcı kilo verme oranının %3’ü geçmediğini göstermiştir. Hayatında hiç diyet yapmayı denememiş kişilerde bu oran %3 bile olsa öncelikli olarak diyeti denemelidir. Obezite cerrahisi amacıyla başvuran hastaların ortak hikâyesi yoyo sendromunu defalarca yaşamış olmalarıdır.

Pop-up

Hastanemizin çerez politikalarını okumak ve kabul etmek için lütfen tıklayın.