×
DUYURU: Pandemi (COVID-19) Döneminde Hastalarımız ve Çalışanlarımız için Aldığımız Önlemlerden Bazıları
Hipertansiyon, Tanısı, Nedenleri ve Tedavisi

Hipertansiyon, Tanısı, Nedenleri ve Tedavisi

Hipertansiyon, Tanısı, Nedenleri ve Tedavisi

Hipertansiyon (HT), en önemli kardiyovasküler risk faktörlerinden biri olup yüksek kan basıncı (KB) ile birlikte inme, kalp yetersizliği, böbrek yetersizliği, aort diseksiyonu (yırtılması) ve diğer damar hastalıkları gibi istenmeyen durumlarda artış ile karakterizedir. HT sıklığı yaşla birlikte artmaktadır. Ülkemizde yakın zamanda yapılan bir çalışmada yetişkin popülâsyondaki sıklığı yaklaşık olarak %24 civarında olup 75 yaş üstü %70’in üzerine çıkmaktadır. Bazı ülkelerde ve yine bazı özel hasta gruplarında farklı değerler de bulunmakla birlikte genel kabul edilen tanımı; sistolik (büyük) kan basıncının 140 mmHg ve üzeri veya diyastolik (küçük) kan basıncının ise 90 mmHg ve üzeri (140/90) olması HT olarak tarif edilir.

Hangi Tansiyon Daha Tehlikeli? Büyük mü Küçük mü?

Büyük ya da küçük kan basıncından herhangi birinin veya her ikisinin de yüksek olması HT tanısı için yeterlidir. Ancak yapılan bilimsel araştırmalar büyük kan basıncı yüksekliğinin küçüğe oranla organlarda hasar yapma ihtimali ve kalp damar hastalıkları açısından risk potansiyelinin daha fazla olduğunu göstermiştir.

Hipertansiyon Sebepleri Nelerdir?

HT kan basıncı ayarlanmasından kaynaklanan bir bozukluk olup, genetik yatkınlık son derece önemli bir yer tutar. Vücudumuzdaki sinir sistemi, hormon salgılayan çeşitli bezler, damar yapımız, böbrek gibi organlarımız bu sistemin ayarlanmasında rol alırlar. Bu sistemlerdeki bir bozukluk ya da yaşlanmanın doğal sonucu olarak damarlarımızda oluşan değişiklikler HT hastalarının büyük çoğunluğunun sebebini oluştururlar. Esansiyel HT denilen bu grup bazen nedeni bilinmeyen HT olarak algılanır ve hayat boyu devam eder. Genellikle orta ileri yaştadırlar. Nedene yönelik bir tedavi uygulama imkânı olmayıp, çeşitli ilaç ya da uygulamalarla tansiyonu kontrol altına almaya çalışmak hedeflenmelidir. Çok daha az sıklıkla gördüğümüz bir grup hasta ise bazı organ ya da bezlerdeki hastalık sonucu HT oluşur. Esansiyel HT’a göre daha genç yaşta görülürler ve bu grup hastaların nedene yönelik tedavi sonucu kan basınçları kalıcı olarak kontrol altına alınabilir.

Hipertansiyon Tanısı Nasıl Konulur? Yanlış Tanı Nasıl Engellenir?

HT tanısı çeşitli yöntemlerle yapılan kan basıncı ölçümleri ile konulur. Klasik olarak sağlık merkezinde kişinin vücut yapısına uygun bir tansiyon aleti ve dinlendikten sonra tekrarlanarak yapılan ölçümler HT tanısı için yeterlidir. Ancak son zamanlarda teknolojik ilerlemelere bağlı olarak ev şartlarında hastaların kendileri de dijital aletlerle bu ölçümü yapabilmektedir. Diğer bir ölçüm yöntemi ise ambulatuar (ayaktan) kan basıncı takibi dediğimiz 24 saat ölçüm yapan cihazların hastaya takılarak gün içerisinde seri ölçümler yapılmasıdır. Bu yöntem özellikle ölçüm hatalarının azaltılması ya da sağlık personeli karşısında heyecana bağlı yalancı HT tanısının engellenmesi açısından son derece başarılıdır. Son yapılan bilimsel çalışmalar ve bu alandaki önemli tıp dernekleri ambulatuar kan basıncı takibini hem HT tanısının konulmasında hem de tedavinin izlenmesinde kuvvetli bir şekilde tavsiye etmektedirler.

Hipertansiyon Belirtileri Nelerdir?

Birçok hastalık ağrı ve benzeri şikâyetlere yol açarak hastayı hekime sevk eder. HT ile ilgili belki de en olumsuz taraf genellikle belirti vermemesidir. Bazen yıllarca kan basıncı değerleri normalin çok üstünde olan hastaların hiçbir şikâyet hissetmedikleri biz hekimler tarafından müşahede edilmiştir. Bu ise önemli organlarda kimi zaman geri dönüşümsüz hasarla sonuçlanır. Belirti veren hastalarda ise en sık görülen şikâyet ağrı kesici ilaçlara dirençli baş ağrısıdır. Her iki gözün arka tarafında ya da ensede olan zonklayıcı tarzda baş ağrısı HT belirtisi olabilir. Yine kulaklarda zonklama ve çınlama, burun kanaması, gece idrara çıkma gibi belirtiler görülebilir.

Hipertansiyon Önlenebilir mi?

Ailesinde HT olan kişilerin birçoğunda ellili yaşlardan sonra HT başlar. Bu kişilerin hiçbir şikâyetleri olmasa dahi aralıklı kan basıncı ölçümleri yaptırmaları gerekir. Bazı durumlarda HT oluşması tamamen engellenemese dahi geciktirilebilir ya da daha selim seyretmesi sağlanabilir. Bunun için yapılması gerekenlerin tümüne birden biz hekimler yaşam şekli değişiklikleri adını veriyoruz.

Hipertansiyonda Yaşam Şekli Değişiklikleri Nelerdir? Önemi Nedir?

Öncelikle bu yaşam şekli değişiklikleri hem HT oluşumunu geciktirebilir, hem sıkı uygulandığında tekli ilaç tedavisine denk etki eder hem de diğer kalp hastalıkları risk faktörlerine fayda sağlarlar. Ayrıca HT hastalarında ilaç sayısının ve dozunun azaltılmasına katkıda bulunurlar. Bunlar genel olarak beş başlık altında toplanır. En önemlisi hastanın aldığı tuz miktarının azaltılması, yine alkol alımının sınırlanması, Akdeniz usulü taze sebze meyveden zengin, deniz mahsulleri ağırlıklı, katı yağ ve kırmızı etten fakir diyet, haftada en az 5 gün ve 45 dakika süreyle tempolu yürüme, bisiklet, yüzme gibi aerobik egzersizler ve kilo vermektir. Bunlar düzenli ve kuralına göre uygulandığında bir insanda ortalama 20-50 mmHg kan basıncı düşüşü sağlanabilir.

Hipertansiyonun İlaçla Tedavisi Ne Zaman Başlanır? Hemen İlaç Başlamak Gerekir mi?

Öncelikle HT teşhisi konulan hastalar bazı bilimsel kriterlere göre sınıflandırılır ve yine kişiye özel sağlık durumu gözetilerek risk durumu belirlenir. Örneğin hastanın HT ile birlikte Diyabet (şeker hastalığı) olması, böbrek rahatsızlığı bulunması, daha önceden inme geçirmesi gibi durumlar oldukça risklidir. Bu gibi risk faktörleri olan hastaların tansiyon takibi hem daha sık ve daha disiplinli yapılır hem de ilaç tedavisine gecikmeden biran önce başlanır. Risk faktörü olmayan ve kan basıncı düzeyleri sınırda ya da sınırın biraz üstündeki hastalarda ise öncelikle yaşam şekli değişiklikleri uygulanır, bunun sonucunda hasta takip edilerek kan basıncı kontrol altına alınamazsa ilaç tedavisi başlanır.

İlaç Tedavisi Ne Kadar Süre Devam Edilir? İlaç Kullanılmasa Ne Olur?

İlaç tedavisine hastaların birçoğunda ömür boyu devam edilir. Ancak çok iyi motive olarak yaşam şekli değişikliklerine riayet eden kişilerde zamanla ilaç sayısı ve dozları azaltılır, bazen de tamamen bırakılabilir. HT hastalarında ilaç tedavisi hastanın şikâyetlerini azaltmak ya da rahatlatmak için değil onu başta kalp damar hastalıkları olmak üzere, inme (felç), böbrek yetersizliği, görme bozukluğu gibi istenmeyen durumlardan korumak için yapılır. Uzun süre kontrolsüz HT ile yaşayan hastalarda bir müddet sora bu hastalıklar gelişebilir ya da hasta Aort damar yırtılması gibi ölümcül olabilecek acil bir durumla karşılaşabilir.  

Hastalığın Seyri Nasıldır? Uzun Süre İlaç Kullanmanın Sakıncası Olur mu?

HT günümüz gelişmiş ve gelişmekte olan toplumlarında ne yazık ki önde gelen ölüm sebeplerinden biridir. Neden olduğu hastalıklarla birlikte değerlendirildiğinde en önde gelen sebep olabilir. Ancak bunun nedeni hastalığın kendinden çok teşhisinin zamanında konulamamasında ve etkin bir kan basıncı kontrolü yapılamadığından kaynaklanmaktadır. Kan basıncı ilaç ve/veya yaşam şekli değişiklikleri ile kontrol altına alınan insanlarda yaşam beklentisi normal insanlara benzer iken normalin üzerinde her 20 mmHg kan basıncı yüksekliği kardiyovasküler riski en az iki kat artırır. İlaç tedavisi uzman hekim gözetiminde ve belirli kontrol süreleri gözetilerek, gerekli tahlil ve tetkikler yapıldığı takdirde hasta için risk teşkil etmeyip tam tersi daha uzun ve konforlu bir hayat sürmesine yardımcı olur.

 

Doç.Dr.Fatih KOÇ

Kardiyoloji Uzmanı

Antalya Yaşam Hastanesi