Hastanemizin pandemi COVID-19 salgın döneminde hastalarımız ve çalışanlarımız için aldığı önlemleri okumak için lütfen tıklayın.

BENİGN PROSTAT HİPERPLAZİSİ

BENİGN PROSTAT HİPERPLAZİSİ

İyi Huylu Prostat Büyümesi Nedir?

 

Aslında bizim için temelde bu hücresel düzeyde bir tanıdır. Yani materyal alınmış incelenmiş veya PSA ve fizik muayene ile konmuş tanıdır. Genelde kastedilen ise klinik olarak bulgulardır ki toplamına prostatizm semptomları demekteyiz.

 

Her prostat büyümesi klinik bulgu vermez. 60 yaş ve üzerinde, erkeklerin  %35’inde semptomlar bulunur. 80 yaşına kadar %20-30 oranında prostatektomi (prostatın alınması ameliyatı) riski vardır. Burada vurgulanması gereken nokta; prostat büyüklüğünün prostatizm semptomlarıyla direkt ilişkili olmadığıdır. Yani büyük prostat ameliyat olur veya küçük boydaki ameliyat olmaz diye bir kaide yoktur.  Sadece prostat büyümesi değil yaşa bağlı oluşan mesane kas tabakasının çalışma bozukluğu da şikâyetlere sebep olmaktadır. Kapalı prostat ameliyatı, ki biz buna genelde TUR-Prostat diyoruz, sonrasında hastaların 1/3 oranında şikâyetlerinde tam düzelme olmadığı bildirilmektedir.

 

Prostat Büyümesi Neye Bağlı Olur?

 

Temelde ortaya konan 2 faktör vardır. Yaş ve erkeklik hormonu testesteron. Sonuçta birçok etmenle beraber, ki diğer etmenler tez olarak değerlendirilmektedir, prostatın stromasında büyümeyi tetiklemektedirler.

 

Prostat Büyümesi Nasıl Oluyor da İdrar Yapmada Zorlanma Yaratıyor?

 

3 faktör vardır:

1- Saptanabilir stenoz ve darlık.

2- Darlık ve tıkanmanın üstünde oluşan yüksek basınç.

3- Yüksek basınca bağlı idrar yapamama ve idrar yolu enfeksiyonu, mesane çalışma bozukluğu, böbrek yetmezliği.

           

Bu süreçte alt üriner sistem başta olmak üzere tüm idrar yollarında değişimler olur. Üretrada uzama ve şekil değişiklikleri olur. Mesanede kas tabakası arasında bantlar oluşur (trabekülasyon). Daha sonra kas tabakaları arasında divertiküller oluşur ve dışarı doğru balonlaşırlar.  Ayrıca üreterlerde belirginleşme, üreter girişinde bantların oluşumuna bağlı üreterovezikal darlık ve böbrekte hidronefroz oluşabilir. Ancak böbrek yetmezliği gelişimi ile ilgili net risk bildirilmemiştir.

 

Hastalar Ne Tür Şikayetlerle Size Başvurmakta ya da Diğer Bir Değişle Ne Tür Şikayetleri Olunca Başvurmalıdırlar?

 

Prostat büyümesinin oluşturduğu sıkıntılar hastaya göre değişiklik göstermektedir. Bazı hastalarda böbrek yetmezliğine kadar gidebilirkenbazı hastalardaysa aralıklı şikayet veren, sessiz, müphem bir rahatsızlık olarak kendini gösterebilmektedir. Genel bağlamda hastaların başvuru şikayetleri; idrar yaparken zorlanma, kesik kesik yapma, sık idrara çıkma ve gece idrarında artış olabilir.

Prostat ile ilgili şikayetler 2 grupta toplanabilir; idrar yapmada zorlanma ve depolama ile ilgili sorunlar. Fakat unutulmamalıdır ki; bu şikayetler spesifik değildir. Başka hastalıkların da işaretçisi olabilir. Gece kalkmalar, idrarı kesik kesik yapmalar, zorlanma ve bekleme, idrarını yaptıktan sonra durduramama ve damlatma gibi obstrüktif şikayetler yanında idrarını yaptıktan sonra tekrar varmış hissiyle tuvalete gitme, idrarını tam boşaltamama hissi ve idrar olduğu halde idrarının olmadığı gibi duyu bozukluklarının eşlik ettiği nörojen mesane bulguları ve içeride idrar kalması gibi irritatif semptomlar da görülebilir.

 

Değerlendirmede öncelikle şikayetlerin spesifikliği yanında ek hastalıklar olup olmadığı incelenir. Ardından kan, idrar ve görüntüleme tetkikleri kullanılarak prostat ve mesanenin durumu değerlendirilir. Her prostat iyi huylu büyümez ve rahatsızlık vermez, bu nedenle rektal tuşe bize çok değerli bilgiler vermektedir. Eğer rektal tuşe yapılması önerilmişse bu konuda doktorlarını dinlemelerini tavsiye ederim.

 

Kan tahlillerinde özellikle böbrek fonksiyon testleri önem arz eder. Ayrıca PSA denilen prostat spesifik antijen de kontrollerde rektal tuşe ile birlikte kanserden ayrımda yardımcıdır. Özellikle herhangi bir şikayeti olmayan bir hastada PSA yüksekliği olduğu durumlarda, bunun birçok sebebi olmakla beraber en sıkıntılı durum prostat kanserinin işaretçisi olabilmesidir. Herhangi bir üriner şikayeti olmayan hastalarda kontrol edilemeyen bir PSA yüksekliği olması durumunda doktor biyopsi önerebilir. Bu konuda çekince olmamalıdır.

 

Prostat kanserinde herhangi bir şikayet olmadan geri dönüşümsüz durumlar ortaya çıkabilir. Biyopsi bize kanser-iyi huylu ayrımı için öngörüde bulunmaktadır ve her zaman kesin sonuç veremeyebilir. Ayrıca son dönemde giderek yaygınlaşan multiparametrik prostat MR ile prostat içindeki lezyonları görmek ve bunlara yönelik biyopsi yapmak doğruluk payını artırmaktadır.

 

Prostatın iyi huylu büyümesi yani BPH’de tedavi seçenekleri farklıdır. Yapılan işeme testi ve ultrason gibi değerlendirmelerden sonra ilaç tedavisi veya cerrahi değerlendirilir. İlaç tedavisi seçilen hastalarda en sık görülen yan etkiler seçilen ilaca göre tansiyon düşüklüğü veya meninin geri kaçmasıdır. İlaç bağımlı olan yan etkilerdir ve ek olarak daha nadir farklı yan etkiler de izlenebilir. Prostatı küçülten ilaçlar da bulunmakla beraber etkileri sınırlıdır ve cinsel isteksizlik yapabilir.

 

Ameliyat ise prostat büyüklüğüne, kişinin sağlık durumu ve beklentisine göre seçilebilir. En sık yapılan TUR-PROSTAT ameliyatı genelde kısa yatış süreli olup sonda takılı kalma süresi daha kısadır. Açık prostat ise büyük prostatlarda tercih edilir. Bir kesi ile yapılmakta olup yatış süresi ve sondalı kalma süresi daha uzundur. Tercih ise prostat büyüklüğüne, deneyim ve hasta tercihine göre değişir. Son zamanda açık prostat yerine yine büyük prostatlarda uygulanabilen HOLEP sistemi ile sanki TUR ameliyatı gibi prostatektomi yapılabilmektedir. Bu ameliyatlardan sonra en sık olan yan etki MENİ GERİ KAÇMASI’dır. Kalıcıdır. Ek olarak üretra darlığı ve enfeksiyon izlenebilir.

 

Son dönemde özellikle orta ve küçük boyutlu prostatlarda minimal invaziv olarak kısa süreli lazer ile prostat eritilmesi yapılmaktadır. Özellikle kan sulandırıcı kullanan hastalarda uygundur. Ayrıca daha genç ve MENİ GERİ KAÇMASI İSTEMEYEN hastalarda uygundur. Prostata ultrason klavuzluğunda girilir ve lazer ile 20 dakikalık eritme işlemi yapılır. İtalya kökenli başlayan bir sistem olup çok yenidir ve beklentileri konuşularak hastalara önerilebilir. Üretra darlığı oluşmaz ve MENİ GERİ KAÇMAZ. Sonda takılma süresi kısadır ve günübirlik duruma göre yapılabilir.

    

Prostatit

 

Poliklinikte aslında çok sık karşılaşılan bir durumdur.  Aslında öncelikle prostatın mikrop kapması gibi düşünülse de, daha sonra sadece böyle olmadığı ve farklı uyarı bozukluklarının da bunu taklit ederek aynı semptomları verdiği saptanmıştır. Ağrı, idrara sık gitme, sanki bir topun üzerinde oturma hissi, boşalma sonrası ağrı gibi durumların yanında rahatsızlık, ateş gibi sorunların da ortaya çıkmasına sebep olur. Erken boşalma, cinsel isteksizlik ve sertleşme sorunları gibi ek durumlar da ortaya çıkartabilir. Akut veya kronik olabilir. Tam tedavi olmadığı takdirde ataklar halinde kendini gösterebilir veya akut durum uzun sürerse ilerleyen dönemde kronikleşerek devam edebilir. Başta alınan antibiyotik tedavisinden sonra semptomların devam etmesi durumunda hastaya ek olarak pelvik taban çalışmaları, akupunktur, nöral terapi gibi ek tedaviler gerekebilir. Bariz olan özellikle kronikleşen durumlarda hastaların psikolojik olarak da etkilendikleridir. 

Tedavide medikal tedavi yanında destekleyici yaklaşımlarda bulunulur ve hayat tarzı değişiklikleri yapılır. BİR KADER DEĞİLDİR. Sabır ve zaman ister. Özel uğraş gerektirir. Kronik pelvik ağrı sendromlarının parçası olup pudental nevralji (Alcock Kanalı Sendromu) ve interstisyel sistit ile karışabilir.

 

Prostat Kanseri

 

Biyopsi sonucunda prostat kanseri gelme durumunda ise farklı tedavi seçenekleri orataya çıkar. Burada önemli olan patolojideki sonuç, hastanın yaşı ve sağlık durumu, hastanın beklentileri, yapılacak herhangi bir tedavinin ortaya çıkaracağı yan etkiler ile mücadele edebilme durumudur.

 

Altın standart Radikal Prostatektomi denen cerrahidir. Uygun hastaya yapılır. Açık, laparoskopik veya robotik olarak yapılabilir. Operasyon sonrası sertleşme bozukluğu ve idrar kaçırma gibi sorunlar olabilir. Patoloji sonucunda cerrahi sınırlarda devamlılık veya lenf nodunda hastalık izleri varsa ek tedaviler veya takip durumu doktorunuzca belirtilir.

 

Radyoterapi (ışın tedavisi),  cerrahiyi istemeyen hastalarda veya yaşı sağlığı uygun olmayan hastalarda uygulanabilir. Yine sertleşme sorunu, idrar kaçırma ve üretra darlığı gibi durumlar olabilir. Ek olarak brakiterapi gibi daha lokal ışınlama teknikleri de uygulanabilir.

 

İlaç tedavisindeyse önce hormon tedavisi ile başlanır. Klasik kemoterapi değildir. Yan etkileri arasında özellikle andropoz bulguları, sıcak basması, meme büyümesi, kemik erimesi ve sertleşme bozukluğu vardır. Daha ziyade fazla zorlamanın gerekmediği hastalarda uygundur. Hastalık sıçramışsa veya patoloji cerrahiye uygun değilse, ayrıca ileri yaş veya ek hastalıkları çok olanlarda tercih edilebilir.

 

Son dönemde küçük çaplı, tek odaklı prostat kanserlerinde geniş cerrahi olamayacak veya cerrahi dahil diğer tedavilerin yan etkilerini de kabul etmeyen hastalarda, kontrolün çok da kolay olmadığını bilmesi şartıyla, Lazer uygulaması (fokal ablasyon) ile tümör dokusunun yakılması yapılmaya başlanmıştır. Yeni sistemlerdir ve kolaylıkla önerilmemektedir.

 

Prostat kanseri birçok kansere göre herhangi bir tedavi alındığında daha yavaş seyreder. Panik yapmaya gerek yoktur. Bunu kronik bir hastalık haline getirmek kişinin normal yaşantısını sürmesine izin verecek konforu sağlamak bazı durumlarda yeterli olmaktadır. Burada tedavi seçeneğinde hastanın alacağı kararlar da ön plandadır.  Prostat kanserinin herhangi bir bulgusu, artık çok geç olana kadar yoktur. O yüzden özellikle ailesinde prostat kanseri öyküsü olanlar 45 yaş, olmayanlardaysa 50 yaş itibarıyla düzenli olarak PSA kontrolü için doktora gitmek önemlidir.

 

Üroloji (Bevliye)

Op. Dr. Oğuz ERGİN

Akdeniz Sağlık Vakfı (ASV) Yaşam Hastanesi

 

Hastanemizin çerez politikalarını okumak ve kabul etmek için lütfen tıklayın.